Psikanalist Kuram Üzerinden Bembeyaz Filminin Muhafazakar Göstergelerle Analizi
Journal: International Journal of Progression and Development in Education (IJPADE) @ijpade
Article in issue: 1 vol.2, 2024.
Free access
Bu çalışmada, 2021 yılında gösterime giren ve İMDB puanı 6.4 olan Bembeyaz adlı filmin göstergebilimsel yöntem ile analizi yapılmıştır. Barthes, diğer adı semiyoloji olan göstergebilimi yeniden yorumlamış ve düz anlam, yan anlam gösterilen, gösterge ve gösteren ayrımını yaparak mitlerin analizinde kullanmıştır. Barthes, bu yöntemle insanların birbirlerine belli mesajlar gönderdiğini ve bunun da göstergelerle anlaşılabileceğini ifade etmektedir. Bu noktadan bakıldığında sinema da senaryolar üzerinden göstergeleri kullanılarak mitlerle bilinçaltında anlam dünyalarının oluşturulması göstergebilim için eşsiz görsel kaynaklar sunmaktadır. Bundan dolayı sürekli gündemi meşgul eden ve toplumsal yapıda çatışmalara sebep olan muhafazakâr ve dünyevi öğelerin çokça işlendiği Bembeyaz filminde yer alan göstergeler üzerinden bir analiz yapılması sosyal dokuyu anlamada faydalı olacaktır. Film, Bartesh’in göstergebilimsel yöntemi kullanılarak psikanaliz kuramlardan olan yansıtma savunma mekanizması ile analiz edilmiştir. Çalışmanın materyalini Bembeyaz filmi, çalışmanın ana temasını Bembeyaz filminde kullanılmış muhafazakârlık ve farklı yaşam tarzları temalı unsurlar oluşturmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgularda muhafazakâr ve dünyevi göstergelerin birlikte kullanıldığı görülmektedir. Sonuç olarak Bembeyaz filminde muhafazakarlık ve buna karşıt yaşam tarzlarının çatışma içinde olduğu bunun da sosyal yaşamda gerginlikleri artırarak farklı kutuplar arasında uçuruma yol açtığına yönelik göstergelere rastlanmıştır.
Short address: https://sciup.org/170213561
IDS: 170213561 | DOI: 10.5281/zenodo.11094196
Analysis of the Movie Bembeyaz with Conservative Indicators Through Psychoanalyst Theory
In this study, the movie Bembeyaz, which was released in 2021 and has an IMDB score of 6.4, was analyzed with the semiotic method. Barthes reinterpreted semiology, also known as semiology, and used it in the analysis of myths by distinguishing between denotation, connotation, sign and signifier. Barthes states that with this method, people send certain messages to each other, and this can be understood with signs. From this point of view, creating subconscious worlds of meaning with myths by using signs through scenarios in cinema offers unique visual resources for semiotics. For this reason, an analysis based on the indicators in the movie Bembeyaz, where conservative and secular elements that constantly occupy the agenda and cause conflicts in the social structure, will be useful in understanding the social texture. The film was analyzed with the reflection defense mechanism, one of the psychoanalysis theories, using Bartesh's semiotic method. The material of the study is the movie Bembeyaz, and the main theme of the study is the elements of conservatism and different lifestyles used in the movie Bembeyaz. In the findings obtained from the study, it is seen that conservative and worldly indicators are used together. As a result, in the movie Bembeyaz, there are indications that conservatism and opposing lifestyles are in conflict, which increases tensions in social life and leads to a gap between different poles.
Text of the scientific article Psikanalist Kuram Üzerinden Bembeyaz Filminin Muhafazakar Göstergelerle Analizi
1 Sorumlu yazar (Corresponding author)
GİRİŞ
Sinema, hikâye anlatıcılığını sahneye aktarıp insanların görsel olarak hikâyeyi çözümlemesini sağlayan bir sanat dalıdır. Bu sanat dalının tarihi 1895 yılında Lumiere kardeşlerin çekmiş olduğu filmle başlar. Bahsedilen bu film ve bundan sonra 1927’ye kadarki filmlerde filme ait sesler yoktur. Seslendirmenin yerine görüntülerle birlikte müzik verilebilmektedir. 1927’de ‘The Jazz Singer’ filmi ile repliklerin görüntüler ile birlikte verilmesiyle gerçek sinemanın doğduğu söylenebilir (Çevirir, 1994, s.132; Yakışan, 1994, s.133). Sinema içerdiği görsel ögelerle seyircilere birden fazla duyu ile hitap edebilmektedir. Bu gelişmeyle birlikte, yönetmenin görsel ve işitsel yollarla seyirciye ulaşabilmesi böylece mesajını aktarabilmesi kolaylaşmaktadır.
İzlenen bir filmde verilmek istenen mesajları anlayabilmek için filme yoğunlaşmak gerekebilir. Nitekim, olay akışı içinde nesnelerin geçişi ile olay arasında bağlantı kurularak anlatılmak istenen seyircinin dikkatine sunulur. Anlatısal ögelerde verilmek istenen mesajları çözmenin birçok farklı yöntemi vardır bunlardan biri de biri de göstergebilimdir (Barthes, 1979). Oluşturulacak göstergebilimsel şemalarla birlikte bu mesajlar ayrıntılı ve anlaşılır bir şekilde açıklanır. Göstergebilim bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olarak verilen mesajları kategorize eder. Bu çalışmada da sözlü mesajlar ve sözsüz mesajlar göstergebilimsel yöntem ile verilmiştir. Çalışmaya konu olan filmde ana kahramanının muhafazakâr bir aile yapısına sahip olmasına rağmen bu muhafazakâr yapının tam tersi olan herkesten sakladığı bir yaşamı da vardır. Popüler manada bir muhafazakâr hayat dışında elde edilen kazanımların bırakılmaması var olan düzenin değiştirilmemesi gibi bir muhafazakârlık da filmin konularından biridir. Filmin ana kahramanı bir seçim yapmak zorundadır. Ya herkesten saklayarak yaşadığı hayata geçiş yapıp elindeki tüm kazanımları kaybedecektir ya da elindeki kazanımlara sahip çıkmak adına her türlü şeyi yapacaktır. Kahramanın zihninde ikinci fikir ağır basar ve büyük bir risk içerisinde var olan kazanımların muhafazası için mücadele eder. Bu çalışmada ana kahramanın yaşamış olduğu çatışma türü göstergebilimsel şemalarla incelenip açıklanmıştır.
Muhafazakâr ve Öteki
İncelenen filmde yukarıda da bahsedildiği gibi birçok çatışma noktası bulunmaktadır. Bu çatışma noktalarından bir tanesi de muhafazakârlıktır. Muhafazakârlık; değerlerine, kendi öz dinamiklerine karşı gelebilecek az ya da çok tüm tehditlere karşı direnç gösterme tutumudur. Kelime kökeni olarak muhafaza koruma, saklama anlamına gelmektedir (TDK, 2011, s.1703). Daha detaylı incelendiğinde, Arapçadan Türkçeye geçen kelime hıfz kökünden türemiştir. Muhafaza, muhafız, hafız gibi kelimeler de aynı kelime kökünden türetilir. Muhafazakârlık genel olarak din ile anılsa da sadece dini kastetmemektedir. Kişinin tüm değer yargılarına gözü kapalı bir şekilde sahip çıkmasıdır. Bir başka deyişle değerlerler dünyasında tutuculuğu ifade etmektedir (TDK, 2011, s.1703). Muhafazakârlık bir yandan yapılan veya yapılacak olan yeniliklere karşı çıkarken bir yandan var olan düzenin devam ettirilmesidir.
Muhafazakarlık denince akla gelen kavramlardan biri de gelenektir. Kültürle aktarılarak çağlarca varlığını sürdüren geleneğe ait ögeler, kısmî değişikliklere uğrasa da genel itibarıyla ilk çıkış noktasını korur. Gelenek, nesilden nesle aktarılarak gelen toplum içinde ceza gücü olan eskiden kalma alışkanlıklardır (TDK, 2011, s.1703). Örf ve âdetlerin yerini tutan gelenek kelimesi yukarıda belirtilen iki kavrama kıyasla dilimize daha yeni giren bir kelimedir. Arapça kökenli bir kelime olan anane dilimizde nesiller boyu aktarılan âdet, örf ve gelenek olarak kullanılmaktadır. Bunun dışında sözlü edebiyat bağlamında aktarılan rivayet ve ayrıntı gibi anlamları da vardır (Ayverdi, 2005, s.137). Anlamsal olarak bu ilişkiselliğinin yanında muhafazakarlığın gelenekten yoğun bir şekilde beslendiği söylenebilir. Çünkü bu sayede toplumda daha rahat hareket edebilir. Toplumun, gelenekleri sorgulamadan kabul etmeye meyli vardır. Özellikle değişime açık olmayan var olan düzenin devam ettirilmesinin risk almaktan daha garanti olduğunu düşünen toplumlar muhafazakârlığı ön planda tutar. Gelenekler, muhafazakârlığın temelidir. Belki on yıllarca belki yüzyıllarca birikerek ve üzerine eklenerek aktarılan toplumsal alışkanlıklardır. Gelenek kimilerine faydasız bir işmiş gibi gelse de muhafazakârlar için vazgeçilmez bir toplumsal gerçektir. Bu muhafazakârlık türünde insanlar teori yerine uygulamaya önem vermektedirler. Toplumsal olarak muhafazakarlığın dil üzerinden sosyal yaşamda nasıl gelenek haline geldiğine bakıldığında; gelenek, insanların içine doğdukları kavramları olduğu gibi kabul edip devam ettirmesi şeklinde yorumlanabilir. Bu gelenekler dinî veya uhrevi olmak zorunda değildir. Sadece toplumsal olmaları geleneği sürdürmek için yeterlidir. Geleneğe karşı çıkış tüm toplumu karşına almak anlamına gelebilir (Kök, 2004; Williams, 2005; Yıldız ve Çelik, 2012).
Muhafazakârlığın bir başka belirtisi de kültürdür. Zira kültür, muhafazakâr düşünce sisteminin üzerinde hassasiyetle durduğu bir konudur. Çünkü yaşanılan anda elde edilen önemli unsurlardan biri de kültürdür. İngilizceye XV. yüzyılda ‘culture’ olarak geçen ve çiftçilik, doğal büyümenin gözetilmesi anlamlarına gelen kültür kelimesinin XVI. yüzyıldan itibaren anlam alanı genişlemiş ve insan gelişimini anlamını da içermeye başlamıştır (Williams, 2005, s.106-107). Kültürün bugün alanlarına baktığımızda bazı yerlerde ekol olarak da kullanılabilmektedir. Eğitim kültürü, spor kültürü gibi kültür kelimesinin kullanım alanları genişlemiştir. Her toplum kendi kültürünü oluşturur ve her toplum kendi kültürünü oluştururken belli aşamalardan geçer. Yaşadığı coğrafya kültürü şekillendirir. Sahil kasabasındaki bir kültürde hem çok yetişmesi bakımından hem de sindirimi daha rahat olması bakımından deniz ürünleri, zeytinyağlılar ve yeşillikler daha çok tüketilirken kışların çok sert geçtiği dağ kültürlerinde pekmez, ekmek ve et gibi insanı daha güçlü kılan yiyecekler tercih edilir. Bu bakımdan baktığımızda bile insan kültürünü değiştirmeyi çok istese bile buna çok kolay bir şekilde muvaffak olamaz. En başta yaşadığı coğrafya da buna engel olacaktır. Gökalp’e göre bir diğer adı da hars olan kültür ile uygarlık arasında ulusal olma ve evrensel olma gibi bir farklılık bulunur. Kültür; bir ulusun din, hukuk, estetik, felsefe ve ahlakla ilgili tecrübelerinin bir bütünüdür. Uygarlık ise gelişmişlik seviyeleri aynı olan birden fazla ulusun toplumsal tecrübelerinin bir toplamıdır. Kültür, bizi bizden olmayanlardan ayıran başat unsurlardandır. Biz kavramı insana huzurlu hissettirirken diğerleri kavramı insanı tedirgin edebilmektedir. Her toplum kendisini var eden değerlerine sahip çıkarak kendi alanını belirler ve bu alanda varoluşsal bir yaşam mücadelesi verir (Gökalp, 1997, s.25).
Muhafazakârlığın bir başka ögesi olan ve muhafazakâr insanlarda olduğu kanaatine varılan en büyük iddia da dindarlıktır. İnsanlık var olduğundan beri dünyada var olan bir kavramdır din. Dinin en kapsamlı anlamı yaratan ve yaratılan arasındaki bağdır (Çubukçu, 1988, s.132). Muhafazakarlıkla birlikte incelenen filmin çatışma noktalarından bir diğeri de sekülerliktir. Filmdeki ana karakter bir yandan gizli bir seküler hayatı sürme eğilimindeyken bir yandan da sahip olduklarını kaybetmeme çabası içindedir. Seküler kelimesi şu anda yaşanan vakti ve dünyada bir yer anlamlarını çağrıştırmaktadır (Özden, 2016). Çağdaş olan manasına gelen “bu çağ” ve “şimdiki zaman” yaşanılan zamandaki olayları işaret eder (Cox, 1974, s.32-33). Toplumların geleneksel yaşantıdan sanayi toplumuna geçişi ile birlikte din eksenli öğretinin yerini modern dünya görüşünün almasına sekülerleşme denilmektedir (Mert, 1994, s.24). Sekülerleşmenin diğer adı dünyevileşmektir. Gelenekte sekülerizm kavramının yerini dolduracak bir kelime tam olarak olmasa da “dünyevileşme” sözcüğü kullanılmaktadır (Attas, 1995, s.41). Dünyevîcilik, dünyaya ait olma anlamında secular ve secularization kelimeleridir (İslam Ansiklopedisi, 1991, s.7). Berger de sekülerizmi tanımlarken, kültürün ve toplumun dini sembollerin hegemonyasından çıkarıldığı bir süreç olarak ifade eder (Berger, 1993, s.162-163). Toplum yaşantısından ve kültür alanlarından dine ait kavramları çıkarma sürecine sekülarizasyon denmektedir. Bu açıdan modern Batı tarihinde toplum ve kurum ilişkilerine bakıldığında kilise arazilerinin devletleştirilmesi eğitim gibi devlet işlerinden kilisenin el çektirilmesi gibi olaylarda sekülarizasyon örnekleri olarak sıralanabilir. Sekülerizm sanat, felsefe ve edebiyat gibi kültür alanlarını dinî içerikler yönünden etkisi altına almıştır. Bütün bunlarla birlikte toplum ve kültürün sekülarizasyonundan bahsedebileceği gibi bilincin sekülarizasyonundan da bahsedilebilir (Özden, 2016, s.6)
Psikanalizm ve Yansıtma Savunma Mekanizması
Sigmund Freud’un ruhsal hastalıklar ve zihinsel bozulmalar çerçevesinde geliştirdiği teori psikanalizm olarak adlandırılmaktadır (Ayaz vd., 2019, s. 77). Kuram insanın içinde kalan, yaşanmamış, gün yüzüne çıkarılmamış olan hislerin insan üzerinde ne gibi ruhsal sıkıntılara yol açtığını açıklamayı amaçlamaktadır (Aslan ve Aydemir, 2015, s. 24). Bu kuram, insanın kişiliğini “id”, “ego” ve “süperego” olarak parçalara ayırarak her birini öteki üzerinde etkili olacak şekilde açıklamıştır (Tuzcuoğlu, 1995, s.275). İd, zevk olan her yerde olmak istemekle beraber her zaman insanda var olan içsel gerilimleri ve istenç dışı etkinlikleri harekete geçirmeye çalışır (Çakır, 2019, s.185). Tüm bireylere küçüklükten itibaren “id”in hükmettiğini söyleyen Freud, toplum ve ahlaki muhasebeyle birlikte “id”in baskılanarak “ego” ile “süperegonun” ortaya çıktığını iddia eder (Geçtan, 1998, s.44-45). Gerçeklere göre davranan ego, kısmi olarak bilinci temsil etmekle beraber organizmanın arzuladığı zevkleri baskılar (Çakır, 2019, s.188). Denetim mekanizması gibi çalışan ego hangi dürtülere olumlu hangi dürtülere olumsuz tepki verileceğine karar verir (Geçtan, 1998, s.46-48). Süper ego ise dış kaynaklardan gelen kültürel, dini veya ahlaki bilgilerin kanıksanması ve ona göre hareket edilmesidir (Mersin ve İbrahimoğlu, 2019, s.175). Bu bilgilerden hareketle id, insanın içindeki dürtüleri dışarıya çıkarma arzusunu, süperego toplumu ve benimsenen toplumsal kuralları, ego ise ikisi arasında kalarak kişinin benliğine zarar gelmesini engellemeye çalışarak terazi görevi görmektedir. Freud, kişide var olan cinsel dürtünün toplumsal tazyiklere maruz kalması sonucu bu cinsel dürtünün yaşanamamasından kaynaklanan duyguların bilinçaltında biriktiğini söyler (Freud, 1981, s.6). Bilinçaltına atılan bu duygular toplumsal tepkiden dolayı açıkça yaşanamadığı için bilinç tarafından savunma mekanizmaları üretilir. Sigmund Freud endişeden uzak yaşamak isteyen kişinin meydana getirdiği davranışlara savunma mekanizması adını vermiştir (Morgan ve Clifford, 1984). Savunma mekanizmasının amacı kişide oluşan endişe, utanma, aşağılık hissetme gibi istenmeyen duyguları en aza indirmektir (Dorpat, 1987). Kaçma, bastırma, yön değiştirme gibi birçok savunma mekanizması vardır. Bu çalışmada yansıtma savunma mekanizması üzerinde durulmuştur. Yansıtma savunma mekanizması ile birey kendisinde bulunan bir kusura veya hataya bahane bulma eğiliminde olur. Bu duruma bir öğrencinin başarısız olduğu bir sınav için bahaneler bulması örneği verilebilir.
Göstergebilim
İnsan, yaşadığı her çevreye uyum sağlamaya çalışan veya hükmetme isteği güden bir canlıdır. Diğer canlılardan farklı olarak bu bilince sahip olması onun çevresiyle iletişimini güçlü kılar. Bu iletişim çabalarının ilk örneklerini insanlık tarihinin ilk yıllarında resim yazısıyla görebiliriz (Uçar, 2004). Bundan 17000 yıl önce İspanya’nın Altamira bölgesinde, 27000 yıl önce de Fransa’nın Lascaux bölgelerinde günlük hayatı içeren canlı resimler yapıldığı gözlemlenmiştir (Tepecik, 2002, s.18). Bu resim yazıları ile insan hem anlatmak istediğini bir resim yoluyla anlatmaya çalışırken hem de çevresine iletişim kurma isteğinde olduğunu göstermiştir. İnsan bu çevre iletişimini sağlarken neyin kendine dost veya düşman olduğunu, neyin kendi çıkarına olduğunu veya çıkarının tersine olduğunu anlamaya yatkındır. Resim haricinde dil de insanın çevre ile ilişkisini düzenler. İnsan bu çevre ilişkisini kurduğu cümlelerle tahakküm eder. Böylece dil onun çevreyle olan bağını sağlar. Barthes’in dediği gibi dil baştan çıkarandır ve her yerdedir (Bircan, 2015, s.19). Dil ile bu iletişimi sağlarken bazı mesajlar yollarız. Göstergebilim bir yandan insanların birbirine bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde gönderdikleri mesajların çözümlenerek tablolar halinde oluşturulmasıdır (Barthes, 1979). Ünlü İngiliz düşünür John Locke ‘İnsan Anlayışı Üstüne Bir Deneme’ isimli yapıtı ile semiotike kavramını kullanan ilk kişi olmuştur (Deely, 1990, s.113-114). Göstergebilimin bilim insanlarınca ortak bir fikir beyan ettikleri bir tanımı yoktur (Tekinalp ve Uzun, 2006, s.133). Buna rağmen gösterge tanımını iyi kavramak göstergebilimi de iyi kavramak anlamına gelmektedir (Vardar, 1988, s.111). Bu açıdan gösterge göstergebilimsel yöntem de önemli bir yer tutar. Gösterge ile temsil edilen ve her şey ile ilgilenen sistematik bir düşünüş içeren yaklaşım göstergebilimdir denilebilmektedir (Eco, 1976, s.7). Umberto Eco’nun bakış açısı ile herhangi bir şeye gösterge diyebilmek için onun mana taşıması gerektiği söylenebilir. Bunun yanında göstergeyi ne şekilde olursa olsun tahlil etmek göstergeye maruz kalanın işidir (Toklu, 2011, s.20). Barthes’e göre göstergebilimin tek hedefinin dilbilimini referans alarak çözümsel kavramlar ortaya çıkarmaktır (Barthes, 1979, s.1). Çağdaş göstergebilimin iki öncüsü Ferdinand de Saussure (1857-1913) ve Charles Sanders Pierce (1839-1914)’dir (Akça, 2019). Saussure göstergebilimde Avrupa ekolünü kurmuş ve Barthes bu ekolün takipçisi olmuş, Pierce ise Amerika ekolünü kurmuş ve Umberto Eco da bu ekolün takipçisi olmuştur (Rifat, 2009, s.41-69). Ünlü düşünür Charles Pierce üçlükler halinde açıkladığı göstergeleri mantıksal çerçevede ele almış ve bu yapıyı ‘Semiyotik’ olarak isimlendirmiştir (Çağlar, 2012, s.24) Bu önemli iki isimin haricinde Roland Barthes ve Umberto Eco’nun da göstergebilim adına önemli çalışmaları bulunmuştur. Saussure göstergebilimi gösterge, gösteren, gösterilen oluştuğunu söyler. R. Barthes ise bunların yanına yan anlam ve düz anlamı da ekler (Barthes, 1979; Saussure, 1985). Saussure dilbilimi göstergenin üstünde görürken Barthes göstergeyi bilimin üstünde görür. Barthes’e göre yazıdan ziyade onu tahkim eden dil önemlidir ve moda, tasarım, mutfak ve kozmetik ürünleri başta olmak üzere hayatımızın her yerine gösterge nüfuz etmiş durumda (Bircan, 2015, s.19). Ancak bu oluşumların hepsi büyük ve küçük bir toplumsal yapıya göndermeler yapmaktadır. Bu durum göstergebilim ve yapısalcılığı bir yaklaşım olarak kullanmayı işaret etmektedir. Aynı zamanda yapılacak çalışma deneysel olmadığı için göstergebilim film analizi gibi okumalarda ideal olarak değerlendirilebilir (Karaca, 2009; Sarıgül, 2023).
YÖNTEM
Bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından göstergebilimsel yöntem kullanılmıştır. Bu kapsamda “Bembeyaz” (2021) isimli film incelenmiş ve filmden fotoğraf kareleri alınıp kullanılmıştır. Sahneler içinde yer alan muhafazakârlık ve buna zıt yaşam tarzlarının çatışma noktası gösterge, gösteren ve gösterilen unsurlarının bulunduğu göstergebilimsel tablolarla belirtilmiştir. Özellikle Roland Barthes’in göstergebilimsel yöntemi çalışmada yol gösterici olmuştur. Göstergebilimsel yöntem ışığında bulgular yorumlanırken muhafazakâr göstergeler ağırlıklı olarak kullanılmış ve bu analizler psikanalist kuramla ifade edilmiştir.
Araştırmanın Modeli
Araştırmaya konu olan film R. Barthes’in Göstergebilimsel yaklaşımı üzerinden muhafazakârlık bağlamındaki çatışma incelenmiştir. Günümüz dünyasında göstergelerin her birinin farklı anlamları vardır. Göstergeler; hayatı anlamlandırmak istemli veya istemsiz verilen mesajları daha kolay algılayabilmek için kullanabileceğimiz verilerdir. Bu çalışmada araştırmacılar tarafından göstergebilimine katkı sağlayan bilim insanlarının ortaya koyduğu yaklaşımlardan yararlanılarak nitel bir çalışma yapılmıştır. Analizler yapılırken Freud’un psikanalist kuramıyla yorumları yapılmış, Saussure, Barthes, Pierce’in göstergebilimsel yöntemlerinden faydalanılarak çözümleme tabloları oluşturulmuştur.
Çalışmanın Materyali
Çalışmanın materyalini, 2021 yılında vizyona girmiş olan Bembeyaz adlı film oluşturmaktadır. Araştırmaya konu olan film 97 dakikadan oluşmakta ve araştırmamızı bu 97 dakikadaki göstergebilimsel yöntem ile verilmek istenen mesajları içeren sahneler kapsamaktadır. Araştırmada amaçlanan duruma konu olan sahneler için gösterge, gösteren ve gösterilen tabloları oluşturulmuştur.
Verilerin Analizi
Çalışmaya konu olan film, oyuncuların sahnelerdeki jest ve mimikleri, kullandıkları kelimelerin tonlamaları, beden dilleri ile kamera açıları göstergebilimsel yöntem ile incelenerek analiz edilmiştir.
Bembeyaz Filmindeki Muhafazakarlık Çatışmasının Göstergebilimsel Analizi
Filmin Künyesi
Filmin Adı: Bembeyaz
Filmin İngilizce Adı: Pure White
Süre: 97dk
Tür: Dram
Yönetmen: Necip Çağhan Özdemir
Senarist: Necip Çağhan Özdemir
Yapımı: 2021 -Türkiye
Görsel 1. Bembeyaz filminin afişi
BULGULAR
Göstergebilimsel bir bakış açısıyla incelenen filmden elde edilen bulgular, bu kısımda filmden kareler ve tablolar dahilinde aktarılmıştır. Bu amaçla önce görseller verilmiş sonra da bu görsellerin göstergeleri ve göstergelerin açıklamaları verilmiştir.
Görsel 2. Başrol oyuncusu Vural ve eşi Mukadder’i gösteren film karesi
Vural eşini aldatan bir kocadır. Eşi Mukadder bir gece eşine yaklaşmak ister ama Vural yataktan kalkıp kaçarak dışarı çıkar ve eşi ile araya mesafe koymayı seçer. Vural’ın yatakta kalkarak uzaklaşması ve eşi ile arasına mesafe koymak istemesinde amaç, eşinin de bunu anlamasını istemesidir.
Tablo 1. Görsel 2.’nin göstergebilimsel analizi
|
Gösterge |
Gösteren |
Gösterilen |
|
Kadın ve erkek |
Eşinden uzaklaşma |
Sadakatsizlik |
Görsel 3. Başrol oyuncusu Vural’ın cinayet sonrası silahı bırakma anını gösteren film karesi
Vural, yine bir gün yasak ilişki yaşadığı Sonay ile buluşur. Vural, Sonay’ın hamile olduğunu söylemesi ile şok geçirir. Hatta çocuğun kendinden olmamasını ister ve kendisinden olup olmadığını sorar. Bebeğin kendisinden olduğunu anlayınca da yanında getirdiğini anladığımız silahla Sonay’ı vurup öldürür. Öldürdükten sonra panikler ve elleri titremeye başlar. İz bırakmamak için de silahı Sonay’ın ellerinin arsına bırakır ve kaçar.
Tablo 2. Görsel 3’ün göstergebilimsel Analizi
|
Gösterge |
Gösteren |
Gösterilen |
|
Nesne/el |
Silah/titreyen eller |
Korku/ Endişe/ Sorunun ortadan kaldırılması |
Görsel 4. Başrol oyuncusu Vural’ın endişeli olduğunu gösteren film karesi
Artık cinayet için polis tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bir gün iki polis fotoğrafçı dükkanına gelir ve soruşturma için bilgi ister. Bunun sebebini de Sonay’ın Amerika vizesi için geçen hafta buraya geldiğini ve fotoğraf çekildiğini söylerler. Herhangi tuhaf bir şey olup olmadığını sorarlar. Vural, hiç açık vermeden haber yokmuş gibi davranır. Polis dükkândan çıkmadan önce açık kahverengi kabanlı birinden şüphelendiklerini söyler ve girerler. Fakat bu durum Vural’ı çok endişelendirir yatağında yalnızken uzun uzun düşüncelere dalar ve olanları tekrar tekrar sorgular. Vural yaşananlarla ilgili sürekli kendiyle konuşmaktadır.
Tablo 3. Görsel 4’ün göstergebilimsel Analizi
|
Gösterge |
Gösteren |
Gösterilen |
|
İnsan |
Tek başına kalıp düşünme |
Sorgulama |
Görsel 5. Başrol oyuncusu Vural’ın delilleri yok etme anını gösteren film karesi
Cinayet için soruşturma başlatılmıştır. Vural polisler dükkâna gelip açık kahverengi kabanlı birinden şüphelendiklerini söyledikten sonra bir köprü altındaki varile montunu atıp yakar ve suç delilinden kurtulur.
Tablo 4. Görsel 5’in göstergebilimsel analizi
Gösterge Gösteren Gösterilen
Nesne Palto/ateş Delilleri yok etme
Görsel 6. Başrol oyuncusu Vural’ın eşine sarılma anını gösteren film karesi
Cinayeti işledikten sonra Vural bir gece uzun zamandır mesafeli olduğu eşine doğru döner ve ona sarılır.
Vural, aldatmanın ne ağır bir yük olduğunu ve eşini sevmesi gerektiğini anlamıştır.
Tablo 5. Görsel 6’nın göstergebilimsel analizi
|
Gösterge |
Gösteren |
Gösterilen |
|
İnsan |
Sarılma eylemi |
Gerçeği anlama ve eşini tekrar sevme isteği. Eşi üzerinden hayata tutunmaya çalışma. |
Görsel 7. Başrol oyuncusu Vural’ın sela sesini dinlediği anı gösteren film karesi
Kan testine gittiği sırada Vural lavabonun aynasından kendisine bakarken dışarıdan sela sesi gelir. Sese kulak verir. Sesin geldiği yer olan tuvaletin penceresine bakarak selayı dinler bir müddet. Bu sela sesi ile Vural için her şeyin bittiği mesajı verilmektedir.
Tablo 6. Görsel 7’nin göstergebilimsel Analizi
|
Gösterge |
Gösteren |
Gösterilen |
|
Ses |
Sela |
Her şeyin bitişi ve vicdan azabı |
Görsel 8. Başrol oyuncusu Vural’ın duvara yaslanıp çöktüğü anı gösteren film karesi
Kan testinde Sonay’ın karnındaki çocuğun Vural’a ait olmadığı ortaya çıkar. Halbuki Sonay çocuğun kendisinden olduğunu söylemiştir. Vural karakoldan çıkar ve sokakta yürürken bir duvara yaslanır ve dizlerinin üstüne çöker. Çünkü bir dayanağa ihtiyacı vardır. Aldatıldığını ve Sonay’ı öldürerek boş yere kendini tehlikeye attığını anlar.
Tablo 7. Görsel 8’in göstergebilimsel analizi
|
Gösterge |
Gösteren |
Gösterilen |
|
İnsan |
Duvara yaslanma |
Olanlar karşısında dayanak arama, aldatılma hissi ve gereksiz çaba. |
Görsel 9. Başrol oyuncusu Vural’ın camide namaz kıldığını gösteren film karesi
Vural, bebeğin kendisinden olmadığını anladıktan sonra camide namaz kılmaktadır. Hem aldatılmış olmanın ağır yükünü hem de katil olmanın vicdan azabını kaldıramadığından namaz kılıp arınmak amacıyla camiye gitmiştir. Derin bir pişmanlık yaşamaktadır. Aşktan geriye kalan aldatılma, cinayetten geriye kalansa vicdan azabıdır. Vural tövbe ederek kendi iç dünyasında arınmak ister. Umduklarından geriye hiçbir şey kalmamıştır. Cami onun için bir sığınaktır.
Tablo 8. Görsel 9’un Göstergebilimsel Analizi