Okul Ortamlarında Kriz ve Krize Müdahale Modellerinin İncelenmesi
Journal: International Journal of Progression and Development in Education (IJPADE) @ijpade
Article in issue: 1 vol.2, 2024.
Free access
Krizler, bireyler derinden sarsan, yaşamlarını olumlu ya da olumsuz olarak önemli ölçüde etkileyen durumlardır. Krizlerin etkilediği ya da meydana geldiği en önemli ortamlardan birisi de okullardır. Bu çalışmanın temel amacı okul ortamlarında kriz ve krize müdahale modellerinin incelenmesidir. Bu çerçevede ruh sağlığı açısından kriz kavramı incelerek kuramsal çerçeve sunulmuş, çeşitli kriz durumlarından ve bu krizlerin aşamalarından bahsedilmiş, okul ortamlarında sıklıkla karşılaşılan krizler, okullarda krize müdahale, okullarda psikolojik ilk yardım ve krize müdahale modelleri hakkında bilgiler sunulmuştur. Sonuç olarak okul ortamlarında çeşitli krizlerin meydana gelebileceği ya da yaşanılan krizlerin okul ortamını önemli ölçüde etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla okullarda krize müdahalenin sağlıklı şekilde yürüyebilmesi için sadece okul psikolojik danışmanlarının değil tüm öğretmenlerin krize müdahalede aktif olarak görev alması gerekmektedir. Bu nedenle başarılı bir birincil krize müdahale için okul temelli psikolojik ilk yardımda bulunacak öğretmenlerin gerekli niteliklere sahip olması gerekmektedir. Ayrıca ikincil düzeyde krize müdahale edecek uzmanlar; kendi niteliklerini, kriz durumunu ve krize müdahale modellerini çok iyi tanımalı, bu hususları göz önünde bulundurarak krize müdahale etmelidir.
Short address: https://sciup.org/170213560
IDS: 170213560 | DOI: 10.5281/zenodo.11080138
Examining Crisis and Crisis Intervention Models in School Environments
Crises are situations that shake individuals deeply and affect their lives significantly, either positively or negatively. One of the most important environments where crises affect or occur is schools. The main purpose of this study is to examine crisis and crisis intervention models in school environments. In this framework, the theoretical framework was presented by examining the concept of crisis in terms of mental health, various crisis situations and the stages of these crises were mentioned, information about the crises frequently encountered in school environments, crisis intervention in schools, psychological first aid in schools and crisis intervention models were presented. As a result, it should be taken into consideration that various crises may occur in school environments or that the crises experienced may significantly affect the school environment. Therefore, in order for crisis intervention in schools to work in a healthy way, not only school counselors but also all teachers should take an active role in crisis intervention. Therefore, for successful primary crisis intervention, teachers who will provide school-based psychological first aid should have the necessary qualifications. In addition, experts who will intervene in the crisis at the secondary level should know their own qualifications, crisis situation and crisis intervention models very well, and should intervene in the crisis by taking these issues into consideration.
Text of the scientific article Okul Ortamlarında Kriz ve Krize Müdahale Modellerinin İncelenmesi
OKULLARDA KRİZ
Caplan'ın kriz teorisi, bireyin yaşamındaki krizlerin iç ve dış değişikliklerden kaynaklandığını öne sürmektedir. Bireyin bu iç ve dış değişikliklere uyum sağlamak için problem çözme faaliyetlerine giriştiği ve homeostatik dengeyi yeniden sağlamaya çalıştığı belirtilmektedir. Krizlerin doğası, bu tür değişikliklerin etkisiyle ortaya çıkan uyum zorlukları olarak tanımlanmaktadır. Bu kriz dönemlerinde bireyler uyum sağlama çalışmakta, bu süreçte çeşitli stratejiler ve başa çıkma kaynakları kullanılmaktadır (Poal, 1990).
İç değişiklikler genellikle bireyin fizyolojik veya psikolojik durumunda meydana gelen ani ve belirgin değişikliklerdir. Örneğin, bir hastalık veya travma sonrası ortaya çıkan psikolojik rahatsızlık iç değişikliklere örnektir. Dış değişiklikler ise bireyin çevresindeki faktörlerden kaynaklanan değişikliklerdir. Bu, önemli bir kişinin kaybı gibi kişisel kayıplar veya bireyin uyum yeteneğini aşan büyük gösterilebilir. Örneğin, iş kaybı, evsizlik, doğal afetler gibi dış faktörler arasında ilişkilendirilebilir (Sözer, 1992).
Rapoport (1967) krizi yaratan 3 temel etmeninin var olduğunu öne sürmektedir:
-
a) Tehlikeli bir durum veya olay,
-
b) Bireyin yaşam amaçlarına yönelik beliren bir tehdit,
-
c) Bireyin sahip olduğu başa çıkma mekanizmalarının yetersiz kalması.
Krizlerin Sınıflandırılması
Her insan yaşamının belirli dönemlerinde krizle karşılaşabilmektedir. Fakat bu krizler her zaman büyük felaketlere dönüşmeyebilmektedir. Böyle krizler, kişinin kendini tanıması, değiştirmesi ve olgunlaşması yolunda dönüm noktaları olarak görülebilir ve hatta bir şans olarak değerlendirilebilir. Ayrıca krizler çeşitli fırsatları barındırabilmektedir. Örneğin Covid-19 pandemisinin, yarım kalan ve bitirilmek istenilen işlerin tamamlanması için uygun bir fırsat olabileceği ifade edilmiştir (Sargın, 2020). Dolayısıyla kriz, hem kişilik gelişimi için bir fırsat sunarken hem de psikopatolojiye karşı artan savunmasızlığa da yol açabilmektedir (Oberholzer, 1983).
Brammer (1985) krizleri 4 başlık altında sınıflandırmaktadır:
-
a) Normal gelişimsel krizler: Üniversiteden mezuniyet, orta yaş kariyer değişikliği, emeklilik vb.
-
b) Durumsal krizler: Kazalar, tecavüz, iş kaybı, ani hastalık ve ölüm vb.
-
c) Varoluşsal krizler: Amaç, sorumluluk, bağımsızlık, özgürlük ve bağlılık gibi önemli insan sorunlarına eşlik eden iç çatışmaları ve endişeleri içerir.
-
d) Ekosistem krizleri: Doğal afetler, salgın hastalıklar, savaşlar, göç, ekonomik krizler
Bir başka şekilde krizleri iki başlıkta değerlendirmek mümkündür (Oberholzer,1983):
-
a) Durumsal ve rastlantısal krizler: Tesadüfi yaşam olaylarının arasında yas, boşanma, iş kaybı veya değişikliği, göç, savaş, doğal afetler, evlilik ve evlilikte bir çocuğun doğumunu saymak mümkündür.
-
b) Gelişimsel krizler: Gelişimsel yaşam olaylarını yani ergenlik, yetişkinlik, orta yaş veya yaşlılık gibi yaşam dönemlerini kapsamaktadır.
Durumsal ve Rastlantısal Krizlerin Aşamaları
Johan Cullberg’e göre kriz karşısında bireylerin göstermiş oldukları tepkilerin şok, tepki, işleme ve yeniden uyum olmak üzere 4 aşaması bulunmaktadır (Sözer, 1992; akt. Hellstadius vd., 2019).
Şok: Gerçek mümkün olduğu kadar uzak tutulmaya çalışılır. Dışarıdan her şey düzgün ve yolunda gibi görünse de aslında her şey karmakarışıktır. Amaçsız aktiviteler ortaya çıkabilir.
Tepki: Bu aşamada bireyin gerçekle yüzleşmesi söz konusudur. Bastırma gibi savunma mekanizmaları devreye girer ve bireyde yıkıcı eğilimler görülebilir. Alkol ve madde kullanımına dair sorunlar da sıklıkla bu aşamada görülebilmektedir.
İşleme: Bu aşamada birey travmadan uzaklaşmaya başlamaktadır. Bireyin yeniden ilgileri ortaya çıkabilmekte ve gelecek konusunda yeni plânlar kurabilmektedir.
Yeniden Uyum: Bireyin benlik saygısı önceki aşamalara göre daha yüksektir. Ayrıca birey yeni ilişkiler kurmakta ve bu ilişkiler devam ettirilmektedir.
Gelişimsel Krizlerin Aşamaları
Caplan’a (1964) göre kriz karşısında bireylerin göstermiş oldukları tepkilerin 4 aşaması bulunmaktadır: 1. Aşama: Bu aşamada birey, belirli ihtiyaçlarının karşılanmasına tehdit oluşturan bir sorunla karşı karşıya kaldığında, duygusal dengeyi yeniden sağlamak için sahip olduğu problem çözme tekniklerini bir araya getirerek artan gerilim duygularını azaltmaya çalışmaktadır.
-
2. Aşama : Bireyin sahip olduğu problem çözme becerileri yetersiz kaldığı ve tehdit devam ettiği takdirde, 2. aşamaya geçilir. Bu aşamada gerginlik ve yetersizlik duyguları hâkimdir. Bireyin işlevselliği sekteye uğrar ve birey sorunu çözmek için çeşitli girişimlerde bulunur.
-
3. Aşama : Gerginlik bir önceki aşamaya göre daha fazladır. Bu durum ise acilen yeni problem çözme yollarının harekete geçirilmesine yol açmaktadır. Sonuç olarak bu aşamanın sonunda bazen krizin üstesinden gelinirken bazen de ulaşılmaz görünen amaçların bir kısmından vazgeçilerek teslimiyet duygusu yaşanmaktadır.
-
4. Aşama : Sorunun devam ettiği ya da sorundan kaçınmanın mümkün olmadığı ve bir önceki aşamada kullanılan çözümlerin yetersiz kaldığı durumlarda, gerginlik katlanılamayacak bir düzeye gelerek kişilik bozukluklarına yol açabilmektedir. Bu aşamada anti sosyal saldırgan davranışlar, depresyon, gerginlik ve intiharlar görülebilmektedir.
Okul Ortamlarında Karşılaşılan Kriz Durumları
Krizler, bireyleri şahsi olarak etkilemekle kalmayıp krize tanıklık eden ya da kriz mağdurları ile aynı ortamda bulunan diğer bireyleri de olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu çerçevede çocuk ve ergenlerin yaşamlarının önemli bir boyutunu oluşturan eğitim ortamlarında öğrencilerden birisinin kriz mağduru olması ya da krizin doğrudan eğitim ortamlarında gerçekleşmesi tüm öğrenci ve öğretmenleri etkileyebilmektedir (Yaşar Yılmaz ve Eldeleklioğlu, 2019).
Eğitim ortamlarında da çeşitli sebepler nedeniyle birçok kriz durumunun yaşanabildiği bilinmektedir. Okullarda sıklıkla yaşanan kriz durumları şunlardır (MEB Keçiören Rehberlik ve Araştırma Merkezi, 2021):
-
• Servis kazalari gibi okulla iliskili gerceklesen olumler,
-
• Fiziksel siddet durumlari (kavgalar, silahli saldirilar, rehin alma veya cinayet),
-
• Ogrencilerden birinin ya da bir ogrenci yakinin hayatini kaybetmesi,
-
• intihar,
-
• Ogrenci ya da ogretmenlerin maruz kaldigi ya da faili oldugu cinsel siddet olaylari,
-
• Ogretmenlere yonelik ya§anilan saldirilar,
-
• Okul ve cevresinde madde kullanimi gibi kriz durumlari,
-
• Qe§itli afet durumlari
KRİZE MÜDAHALE
Krize müdahale iki bölümden oluşmaktadır. Birinci derece müdahale veya psikolojik ilk yardım; acil kriz durumlarını ele almayı ve muhtemelen çok sayıda bireye anında yardım etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla psikolojik ilk yardımda bulunan bireyler, ilgili eğitimleri almış ve belirli niteliklere sahip kişilerdir. Öte yandan ikinci derece müdahale veya kriz terapisi; krizi çözmeyi amaçlamakta ve genellikle eğitimli ruh sağlığı uzmanları tarafından yürütülmektedir (James ve Gilliland, 2013). Dolayısıyla psikolojik ilk yardımda bulunan bireylerin ruh sağlığı uzmanı olması bir şart olarak aranmazken kriz terapisi yürütecek bireylerin ruh sağlığı alanı uzmanı olması (psikolojik danışman, psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı) beklenmektedir.
Kriz Yönetiminin Aşamaları
Kriz yönetimi bir süreç olarak görülmektedir. Hiçbir aşamanın birbirinden bağımsız olmadığı vurgulanmaktadır. Bir aşamada yapılması gerekenlerin eksik olması diğer aşamaların etkinliğini zedeleyebildiği ifade edilmektedir. Bu nedenle olası bir kriz durumunda ve sonrasında her aşamanın hassas bir şekilde ele alınması, çalışmaların titizlikle yürütülmesi ve zaman zaman planların gözden geçirilip güncelleştirilmesi büyük bir ehemmiyet taşımaktadır. Kriz yönetimi dört aşamadan oluşmaktadır (Cronstedt, 2002; MacNeil ve Topping, 2007; Cowan ve Rossen, 2013; FMV Özel Ayazağa Işık İlköğretim Okulu, 2018):
Önleme (Prevention): Kriz yönetiminde önlemenin temel maksadı bireylerin yaşamlarına ya da yaşadıkları mekânlara dair oluşması mümkün olan riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmaktır.
Hazırlıklı olma (Preparedness): Risklerin gerçekleştirmesi durumunda ortaya çıkması muhtemel olan kriz durumlarına yönelik planların yapılması, kriz durumlarına karşı hazırlıklı olmak için elzemdir. Planların yapılmasında oluşabilecek en kötü ihtimallerin göz önünde bulundurulması önerilmektedir.
Müdahale (Response) : Kriz durumunun meydana gelmesi halinde, hazırlık aşamasında oluşturulmuş olan planlar doğrultusunda duruma uygun çalışmalar gerçekleştirilmektedir.
İyileşme (Recovery): Kriz durumunun sonlanmasının ardından, mümkün olduğunca kriz öncesi duruma dönmek hedeflenmektedir.
Okul Temelli Psikolojik İlk Yardım
Okul temelli psikolojik ilk yardım; okul veya okul dışında meydana gelen bir kriz durumunun hemen sonrasında öğrencilere, öğrencilerin yakınlarına ve okul personeline uygulanan ruhsal, fiziksel, bilişsel ve davranışsal tepkilerin izlenmesini ve yaşanan krizle başa çıkmanın hedeflendiği müdahaledir (Brymer, 2012; NCTSN, 2012a).
Okul temelli psikolojik ilk yardım herhangi bir psikolojik danışmanlık veya psikolojik terapi uygulaması içermediği için yalnızca ruh sağlığı alanında uzman olan bireyler tarafından değil diğer öğretmenler tarafından uygulanabilmektedir. Okul ortamlarında psikolojik ilk yardımda bulunan öğretmenler travma sonrası stresin belirtilerin tanıma, öğrenci ve yakınlarının normallik anlaşışlarını yeniden kazanmada kritik rol oynamaktadır (NCTSN, 2012b).
Psikolojik ilk yardım iletişim ve katılım, güvenlik ve konfor, stabilizasyon, mevcut ihtiyaçlar ve endişeler hakkında bilgi toplama, pratik yardım, sosyal desteklerle bağlantı kurmak, başa çıkmaya dair bilgiler, hizmetlerle bağlantı kurmak olmak üzere 8 temel eylemi içermektedir. Bu eylemelerin temel hedefleri şu şekildedir (James ve Gilliland, 2013):
İletişim ve katılım: Hayatta kalanlar tarafından başlatılan temaslara yanıt vermek ve iletişimi müdahaleci olmayan, şefkatli ve yardımsever bir şekilde başlatmak.
Güvenlik ve konfor: Fiziksel ve duygusal olarak güvenliği sağlamak ve rahatı artırmak.
Stabilizasyon (gerekirse): Duygusal olarak zor durumda veya yönünü şaşırmış hayatta kalanları sakinleştirmek ve yönlendirmek.
Mevcut ihtiyaçlar ve endişeler hakkında bilgi toplama: Acil ihtiyaçları ve endişeleri belirlemek, ek bilgi toplamak ve psikolojik ilk yardım müdahalelerini bilgilere göre uyarlamak.
Pratik yardım : Hayatta kalanların acil ihtiyaçlarını ve endişelerini gidermede pratik yardım sunmak.
Sosyal desteklerle bağlantı kurmak: Bireylerin aile üyeleri ve yakınlarıyla kısa veya sürekli temaslar kurmada yardımcı olmak.
Başa çıkmaya dair bilgiler: Stresi azaltmak ve uyumlu işleyişi teşvik etmek için stres tepkileri ve başa çıkma hakkında bilgi vermek.
Hizmetlerle bağlantı kurmak: Hayatta kalanları o anda veya gelecekte ihtiyaç duyabilecekleri hizmetlere yönlendirmek.
Krize Müdahalenin Amaçları ve Temel İlkeleri
Krize müdahalenin temel hedefi, krize maruz kalan kişiyi ve çevresini kendi kendine yardım yönünde desteklemektir. Yardım eden kişinin görevi, kaybedilenin yerini doldurmak veya acı veren gerçeği inkâr etmek değil, üzüntü, acı, öfke gibi duyguları ifade etmesi yönünde danışanı cesaretlendirmek, desteklemek, duygularını paylaşmak şeklinde olmalıdır (Oberholzer, 1983).
Bireyin krize karşı duygusal, zihinsel, fiziksel ve davranışsal tepkilerinin yoğunluğu azaltılmalıdır. Ayrıca bireylerin krizden önceki işlevsellik düzeylerine dönmelerine yardımcı olunmalıdır. Yeni başa çıkma becerileri geliştirmek ve geri çekilme, izolasyon, maddenin kötüye kullanımı gibi etkisiz başa çıkma yollarını ortadan kaldırmak bir diğer önemli hedeftir. Son olarak bireylere, gelecekteki zorluklarla daha etkili bir şekilde baş etmelerinde yardımcı olunmalıdır (CSUCI Counseling Services, 2021).
Krize müdahalenin en önemli ilkesi acil müdahaledir. Kriz müdahalesi mümkün olduğunca hızlı ve kısa süreli olmalıdır. Kriz müdahalesinde sadece bireylerle değil, bireylerin aileleri ve sosyal çevreleriyle de ilgilenilmelidir. Kriz müdahalesinde danışanın güncel sorunlarına yani krize dair sorunlarına odaklanılmalıdır. Kriz müdahalesinin planlamasında çevresel faktörler de önemle göz önünde bulundurulmalıdır. Kriz durumunda olan kişi, bir yandan desteklenmeli bir yandan da durumla yüzleştirilmelidir (Sözer, 1992).
Okullarda Krize Müdahale
17 Ağustos 1999’da Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde meydana gelen depremin ardından Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Ekim 1999 tarih ve 2505 sayılı Tebliğler Dergisinde yayımlanan Afetlerde Uygulanacak Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönergesi yürürlükten kaldırılarak çeşitli kriz durumlarının daha geniş çaplı ele alındığı bir yönerge yayınlanmıştır. 2019’da yayınlanan 2739 sayılı bu yönergede Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin yanı sıra okul yöneticilerinin, rehberlik servisinin ve öğretmenlerin; yetki, görev ve sorumlulukları detaylı olarak belirtilmiştir. Ayrıca bu yönergede il, ilçe ve okullarda krize müdahale ekiplerinin oluşturulması zorunlu tutulmuştur.
Okul psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale ekibi; okul müdürü ya da görevlendirilmiş müdür yardımcısı, okul psikolojik danışmanları/rehber öğretmenler ve her sınıf düzeyinden en az bir sınıf rehber öğretmeninden oluşmaktadır. Her ne kadar başarılı bir kriz yönetimi için krize müdahale ekibinin her bir parçası büyük bir önem arz etse de en önemli sorumluluklardan birisi de psikolojik danışmanlara düşmektedir.
Psikolojik danışmanlar ilk olarak danışan ile krizi ortaya çıkaran tetikleyici olay tanımlanmalıdır. Buna ek olarak danışanın hastaneye yönlendirilmesine ihtiyaç olup olmadığı özellikle intihar riski açısından değerlendirilmelidir. Ayrıca danışan kriz durumu hakkında bilgilendirilmelidir. Bunun yanı sıra danışanın kriz hakkında nasıl hissettiği konuşulmalı ve duygusal boşaltıma izin verilmelidir. Danışanın krizle başa çıkma becerileri ortaya çıkarılmalıdır. Son olarak danışanın krizi başarılı şekilde atlatması için gerekli görevler tartışılmalıdır (Smith, 1973).
Etkili Kriz Çalışanlarının Özellikleri
Krize müdahalede görev yapan gönüllü veya profesyonellerin bir kısmı daha önce kendilerinin acısını çektikleri krizlerin aynılarını yaşayan insanlarla çalışmayı tercih etmekte ve geçmiş deneyimlerini krize müdahalede kaynak olarak kullanmaktadır. Bu tür uzmanlar veya gönüllüler, kendi sorunlarının çoğunu danışanlarının sorunlarıyla karıştırdıkları için çok büyük zorluklar yaşayabilmektedir. Yardım ilişkisinde duygusal yük taşıyan kişinin, karşı aktarım kurması birçok soruna neden olabilmektedir. Etkili bir kriz çalışanın aşağıda belirtilen özellikleri taşıması beklenmektedir (James ve Gilliland, 2013):
-
• Dengelilik ve kendine hakim olmak,
-
• Yaraticilik ve esneklik,
-
• Dayaniklilik ve enerjik olmak,
-
• Hizli karar verebilmek,
-
• Atilganlik ve girisken olmak,
-
• iyimser olma ve cesaret verebilmek,
-
• insan dogasina karsi olumlu bir bakis agisina sahip olmak, • Zor durumlarda sakin kalabilmek.
KRİZE MÜDAHALE MODELLERİ
Kriz durumlarında değerlendirme büyük bir öneme sahip olmakla birlikte normal zamanlardaki değerlendirmeye göre oldukça zor olduğu ifade edilmektedir. Zira bazı kriz durumlarında değerlendirme, çok zor koşullar altında yapılabilmekte ve envanter ya da çeşitli anketlerin uygulanmasına olanak tanımamaktadır. Bu nedenle, aşağıdaki adımlar takip edilerek hızlı ve yapılandırılmış bir görüşme yapılmasını önerilmektedir (Greenstone ve Leviton, 1993):
Aciliyet (1. Adım): Müdahale genellikle, müdahale edenin krizdeki bireyle karşılaştığı anda başlamaktadır. Müdahale eden derhal durumu değerlendirmeye çalışmalı, kaygıyı hafifletmeli, oluşabilecek çeşitli bozuklukları önlemeye çalışmalı ve bireylerin kendilerine veya başkalarına zarar vermemelerini sağlamalıdır.
Kontrolü ele almak (2. Adım): Kontrolü ele almanın temel amacı, kriz anında danışanın dünyasında var olan kaosu yeniden düzenlemeye yardımcı olmaktır. Krize müdahale eden ruh sağlığı uzmanının istikrarlı, destekleyici ve yapılandırılmış bir ortam oluşturabilecek her türlü girişimi yapması önemlidir. Bu noktada krize müdahalede bulanacak uzman, krizdeki kişiyi samimi bir tutumla sakinleştirmeye çalışmalıdır.
Değerlendirme (3. Adım): Krize müdahale, genellikle hızlı ve yerinde değerlendirme yapmayı gerektirmektedir. Değerlendirmede bireyin neden ve nasıl kriz durumuna girdiği, hangi soruna acil olarak müdahale edilmesi gerektiği, sorunun çözümünde nelerin engel teşkil edebileceği ele alınmaktadır.
Krizin durumunun nasıl ele alınacağına karar vermek (4. Adım): Bu adımda, değerlendirme aşamasında toplanan bilgiler ışığında, müdahale için bir yol haritası belirlenmektedir. Müdahale konusunda danışana seçeneklerin sunulması, müdahalenin başarılı olması için oldukça önemlidir. Gerekli durumlarda danışanı ilgili yerlere yönlendirmek de söz konusu olabilmektedir.
Krize müdahaleye yönelik çok sayıda model geliştirilmiştir. Bu modeller arasından hangi modelin kullanılmasının daha uygun olacağı konusunda aşağıdaki kriterlerin göz önünde bulundurulması yerinde olacaktır (Savi Çakar, 2019):
-
• Krizin kisiyi nasil etkiledigi,
-
• Krizin akut ya da kronik olusu,
-
• Kriz durumunun aciliyeti,
-
• Krize mudahalede bulunulacak kisinin kendisine veya gevresindekilere zarar verme durumu,
-
• Krize mudahale bulunulacak kisinin yasam tehlikesinin olup olmamasi.
Bu bölümde literatürde sıklıkla geçen ve uzmanlarca yaygın olarak kullanılan krize müdahale modellerinden ABC Modeli, Denge / İntrapsişik Model, Bilişsel Davranışçı Model, EMDR Modeli, Psikososyal Değişim Modeli, Roberts’ın Krize Müdahale Modeli ve Eklektik Krize Müdahale Modeli hakkında bilgiler sunulacaktır.
ABC Modeli
Krizlerin önemli bir bölümü belirli bir zamanla sınırlıdır. Bir başka ifadeyle, akut krizlerin çoğu (büyük ölçekli afet olayları istisna olmak üzere) yalnızca birkaç gün veya hafta sürmektedir. Krizin şiddeti, danışanın öznel bakış açısı ve müdahalede bulunan kişinin nesnel bakış açısı göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir (James ve Gilliand, 2013).
Bu modelde stres faktörlerine maruz kalarak işlevselliği zedelenen danışana, kısa süreli görüşmelerle iletişim kurularak müdahalede bulunulmaktadır. Modelin ismini aldığı aşamalar şu şekilde sıralanmaktadır (Jones, 1968; Kanel, 2019):
A (1. Basamak): Danışanla iletişimi kurma ve geliştirme,
B (2. Basamak): Danışanın problemini tanımlama ve terapötik etkileşim kurma,
C (3. Basamak): Başa çıkma.
Denge / İntrapsişik Model
Denge / İntrapsişik Model’in odak noktasında krize maruz kalan kişinin duygusal ya da zihinsel istikrar durumunun yani bireyin denge durumun ne kadar etkilendiği yer almaktadır. Bu temel görüşten hareketle oluşturulan çeşitli modellerde krizin, bireyin denge durumunu sarstığı ve bu denge durumunun krizden önceki döneme döndürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır (Erdur Baker ve Doğan, 2020).
Bilişsel Davranışçı Model
Bilişsel terapistler, kriz durumunda terapiye başvuran bireyleri 5 genel kategoride değerlendirmektedir (Dattilio ve Freeman, 2007):
-
1. Ergen gibi davranan bireyler : Bu tür bireyler, yaş olarak ergen olsalar da olmasalar da genellikle kendi imajlarıyla ilgili bazı önemli yaşam değişiklikleri yaşamaktadırlar. Bağımlılık, kırılganlık, zayıflık veya özgüven eksikliği gösterebilecek herhangi bir işaret göstermemek için bu bireyler büyük bir gayret göstermektedir. Bu nedenle bu bireyler, herhangi bir yardım talebinde bulunmak için oldukça isteksizlerdir.
-
2. İzole olan bireyler: Bu bireylerin en belirgin özelliği sosyal temas kurmak için neredeyse tüm motivasyonlarını kaybetmiş olmalarıdır. Dolayısıyla bu bireyler sıklıkla; sosyal beceri eksikliği, reddedilme korkusu, pasiflik ve ilgisizlik gibi sorunlar yaşayabilmektedir.
-
3. Umutsuz bireyler: Bu bireyler çevresel bir felaket veya psikolojik bir kayıp nedeniyle şok durumuna girmiştir. Bu şokun sonucu olarak da umutsuz bireyler, gerçeklikle temasını kaybedebilmektedir. Bu durumdaki bireyler için terapi, gerçeklikle bağlantının kurulması ve umudun canlandırılması için oldukça önemli bir araçtır.
-
4. Tek seferlik kriz temasında bulunan bireyler: Bu tür bireyler, diğer kategorideki bireylere göre duygusal olarak daha kararlı olarak değerlendirilmektedir. Bu bireyler acil bir tavsiye ya da
-
5. Kronik bireyler: Bu bireyler, kriz durumunun öncesinde uzun süreli bir terapi geçmişine sahiptir. Bu bireyler, her aradıklarında kendilerini dinleyecek ve o günün krizinde onlara yardım edecek birini aramaktadırlar. Bu bireyler için terapinin amacı ileride de kullanabilecek başa çıkma stratejileri geliştirmelerine yardımcı olmaktır.
kendilerinin hâlihazırda geliştirmiş olduğu eylem planlarına alternatifler konusunda kendisine tavsiyede bulunması için bir uzman aramaktadırlar. Dolayısıyla bu bireyler için kısa süreli terapiler oldukça uygundur.
Şemalar, bilginin işlenmesini ve yaşam deneyimlerinin anlaşılmasını yönlendiren ve düzenleyen hipotetik yapılardır. Beck şemaların, ruh sağlığı sorunları yaşayan bireylerde sıklıkla gözlenen çeşitli bilişsel çarpıklıkları üreten yapılar olduğunu öne sürmüştür. Bu şemalar, bireyin çeşitli durumlara karşı savunmasızlığını artırmaya veya azaltmaya neden olabilmektedir. Bu şemalar, yaşamın ilk yıllarında oluşmaya başlamakta ve ilerleyen yıllarda yani orta çocukluk döneminde oldukça katılaşabilmektedir (Beck, 1967, 1976). Kriz durumlarında bu şemaların oldukça aktif bir hale gelebildiği bilinmektedir (Ağca, 2021).
Krize müdahaleye yönelik oluşturulan ve öne çıkan modellerden birisi de Bilişsel Davranışçı Model’dir. Bilişsel davranışçı kuramın ruh sağlığının birçok alanında önemli katkıları olduğu bilinmektedir. Bilişsel davranışçı yaklaşım, krize müdahale hususunda da krize müdahalede bulunan uzmanlara çeşitli yol haritaları sunmaktadır.
Bilişsel krize müdahale 5 aşamadan oluşmaktadır (Dattilio ve Freeman, 2007):
-
1. Aşama: İlk aşama, danışan ile terapötik ilişkinin geliştirilmesi ve iş birliğinin kurulması aşamasıdır. Krize müdahalede bulunan uzman, danışanın kendisini açmasına imkân sağlayacak, yargılayıcı olmayan bir tutuma sahip olmalıdır. Krize müdahalede bulunan uzmanın, danışana yakından ilgi göstermesi de bir diğer önemli husustur.
-
2. Aşama : İkinci aşama, kriz durumunun ciddiyetinin değerlendirmesidir. Böyle bir değerlendirme, danışana yönelik ani bir fiziksel tehlikenin olup olmadığı hususunda terapistin fikir sahibi olmasını sağlamaktadır. Bu aşamada; danışanın yaşadığı sorunu tanımlamasını yardımcı olunmakta ve danışanın sahip olduğu şemalar hakkında bilgi toplanmaktadır.
-
3. Aşama : Üçüncü aşama, danışanın güçlü yanlarını ve kaynaklarını ortaya çıkarmasına ve bunları harekete geçirmesine yardımcı olmayı içermektedir. Güçlü yanların ortaya çıkarılması, çeşitli iç güçler ve kaynakların belirlenmesinin yanı sıra, danışanın yakın çevresinde yardımcı olabilecek kişileri belirleme şeklinde de olabilmektedir.
-
4. Aşama : Dördüncü aşamada, terapist ve danışan bir eylem planı (iş birliği ve problem çözme) geliştirmek için birlikte çalışmaktadır. Bu iş birliğinin önemli bir yönü, danışanın eylem planına bağlılığını artırmak olarak görülmektedir. Bu aşamada özellikle problem çözme tekniğinin kullanılması önerilmektedir.
-
5. Aşama : Beşinci aşama, yeni fikirlerin ve davranışların test edilmesini içermektedir. Bu aşamada, yeni başa çıkma stratejilerinin ne kadar iyi çalıştığı değerlendirilebilir ve buna göre stratejiler revize edilebilir.